İÇİ DIŞI FOTOĞRAF OLMUŞ BİR GAZETECİ: RIZA ÖZEL

0
375

İsmihan GÜNERİ

Hayat, onun yolunu daha doğduğu gün çizmiş aslında. Dünyaya geldiği ilk gün, kulakları  fotoğraf makinesinin sesini duymuş, gözleri fotoğraf makinesini görmüş bir insan. Nihayet 90’lı yılların başında, Hürriyet’te henüz çalışmaya başlamışken, spor müdürü tarafından fotoğraf makinesi verilmiş eline. O günden bu güne elinde koca bir makine, içinde koca bir yürek ülke ülke gezerek insanoğlunun savaşını, depremini, acısını, sevincini, heyecanını objektiflerinden yansıtıyor bizlere.

Türkiye Foto Muhabirleri Derneği Başkanı Rıza Özel ile basın fotoğrafçılığı üzerine keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. Kulak verilmesi gereken, birçok öğüdü var mesleğine aşık gazetecinin.

Mesleğine hem çok tutkun, hem de başarılı bir gazetecisiniz. 40’a yakın ödülünüz var. Meslek adaylarının sizin kadar başarılı olabilmesi için neleri yapması, neleri yapmaması gerekiyor?

Başarının sırrı şu: Ne iş yaparsanız yapın sevmeniz gerekiyor. Sevmediği bir işte çalışan kimsenin, başarılı olacağına inanmıyorum. Magnum Ajansı’nın, foto muhabirleri için bir tanımı var:”Kendini mesleğine adayan kişi”. Çünkü bizim işimiz çok zor bir iş. Basın fotoğrafçılığı veya kameramanlık, direkt olarak olayın içinde olmanızı gerektiren bir çalışma alanı. Bir olayı içinde olmadan fotoğraflayamazsınız. Benim parmağım kırıldı, burnum kırıldı, ayağımda hala bir sakatlık var. Çoşkun Abi’nin (Aral), bir ayağı diğerinden iki numara daha büyük, ayağının üzerinden zırhlı araç geçti. Yani bu, kendinizi mesleğinize adamadan yapılacak bir iş değil. Görevim için Lübnan’a gittiğimde, biz bir odada beş kişi kalıyorduk, 120 dolar ödüyorduk, yiyecek bir tane patates kızartması ve humusa 70 dolar verdiğimi biliyorum. O kadar rezil bir ortamdı ki. Bir diğer örnek İran’a gittim, sadece çadırda kaldım, yediğim sadece helva ve içtiğim suydu. Ajans, bana 6 bin Euro ödenek verdi, sadece 6 tl ödeyerek geri döndüm. Harcama yapacak yeriniz çok çünkü. Yani bu şekilde çok marjinal şeylerle karşılaşabiliyorsunuz.

TFMD Başkanı Rıza Özel

Basının üç ayağından birisi fotoğraf. Neden yazılı haber ya da görüntülü haber değil de fotoğraf haberciliği ayağı baskın geldi? Fotoğrafçılığa olan ilginiz ne zaman, nasıl başladı?

Başarısız bir muhabir değilim ama o benim severek yaptığım bir iş değil. Fotoğraf, benim kendimi daha özgür hissettiğim, kendimi daha doğru anlattığımı düşündüğüm ve tarihe daha net belge koyduğumu hissettiğim bir alan. Kendimi orada daha başarılı hissettiğim için değil, yaptığım işin daha başarılı olduğunu hissettiğim için. Ben çektiğim bir fotoğrafla, savaşa iki gün ara verdirebiliyorum ya da çektiğim bir fotoğrafla ülkeyi coşturabiliyorum. Çektiğim bir kare fotoğrafla, bir milletvekilinin milletvekilliğini düşürebiliyorum, bir başkasını alıp yıldız yapabiliyorum. Bu benim sevdiğim alan ve daha başarılı olduğuma inandığım alan.

Rıza Özel

Fotoğraf çekmeye nasıl başladınız?

Hürriyet gazetesinde işe başladıktan sonra fotoğraf çekmeye başladım. Hürriyet’te, spor foto muhabiri olduğumda çok başarılı bir ustayla çalıştım: adı Mustafa Yiğit. Kendisi spor müdürüydü. Onun sayesinde çok şey öğrendim. Bana hiç söylemedi ama arkamdan, ”Bu çocuğa dikkat edin, bu çocuk ileride çok iyi yerlere gelecek” diye konuştuğunu duydum. Fotoğraf öğrenilebilen bir şey. Ben öğrendim, ustalar tarafından yetiştirildim ama bir de artı bir yeteneği üzerine koyduğunuz da  bir şeyler kazanılıyor. Belki de Mustafa Yiğit bende bunu fark etmişti. Üzerimde çok emeği vardır.

BASIN FOTOĞRAFÇISI TARİHE BELGE ÇEKEN İNSANDIR

İleride sizin gibi basın fotoğraçılığıyla ilgilenecek arkadaşlar nelere dikkat etsinler?

Dürüstlük. Bir numaralı dürüst insan olacaksın. Basın fotoğrafçısı, tarihe belge çeken insandır. Yani onu alayım, photoshopla başka bir yere yapıştırayım asla. Bu durum bizim meslekte kabul edebilecek bir şey değildir. Daha önce Reurters, Associated Press (AP) ve başka bir kaç gazetede de örneği var. Bunu yaptığınız anda işinize son verilir. Kontrastı attırdığı için işine son verilen foto muhabirleri var. İkincisi, gençlere tavsiyem eğer akademisyen olmayı düşünüyorlarsa derslerine ağırlık versinler ama eğer dışarıda çalışmak istiyorlarsa, hangi işi yapmak istiyorlarsa, ona göre kafalarında bir yol çizmelerini tavsiye ederim. Mesela ben foto muhabiri ya da gazeteci olacaksam, yerel de olsa bir gazetenin kapısından içeri girmeyi tavsiye ederim.

Rıza Özel bir çalışma (!) anında

Fotoğrafta taraf olmuyor değil mi?

Fotoğrafta yansıtamazsınız onu.

Türkiye’de basın sektörünü basın fotoğrafçılığı açısından ele alacak olursak sizce en büyük artı ve en büyük eksi nedir?

Basın fotoğrafçılığı anlamında, Türkiye’de foto muhabirleri çalıştıkları kurumların önündeler. Özellikle son yıllarda, dünyanın önemli foto yarışmalarında ödüller alıyor, önemli kurumların ilk sayfalarında yayınlanıyor, Türk foto muhabirlerinin fotoğrafları. Maalesef kendi çalıştıkları kurumlarda Türk foto muhabirleri, medyadaki sistemden dolayı kendilerini sunamıyorlar ya da önleri kapatılıyor gibi bir şey. Yani sayfa sekreterlerinin elinde kalmış durumda, basında fotoğraf kullanımı. Fotoğraf editörlüğü kavramı, Türkiye’de yerleşmediği gibi geriye gidiyor. Kimse bulunduğu pozisyonu kaybetmek istemiyor ama günümüzde öyle bir şey var ki; internet ve sosyal medya. Fotoğrafçılar, bir şekilde orada kendilerini gösteriyorlar ama şu var: Türkiye’de basın fotoğrafçılığı dünyadaki örneklerinin üzerinde şu anda. Başka bir şey daha söyleyeyim. Çok acı bir tecrübe yaşıyoruz biz son yıllarda, Türkiye sınırı, dünyanın en büyük mülteci akınına uğrayan sınır oluyor. Ortadoğu’da yıllardır süregelen savaşlar neticesinde, Türkiye’deki basın fotoğrafçıları bir şekilde dünyadaki örneklerinden daha fazla tecrübe sahibi oldu ve bu onların avantajı oldu ve şu anda bir iki tık öndeler. Çok net söylüyorum. Çok önde olan birkaç tane isim var ve dünyada da marka oluyorlar. Bugün Emin Özmen Magnum Ajansı’na seçildi. Türkiye basın fotoğrafçılığı açısından, coğrafi konumu neticesinde çok büyük bir avantaja sahip. Dünyadaki sayılı foto muhabirleri İstanbul’da ev tutup yaşamaya başlıyor. Lojistik olarak Türkiye inanılmaz bir yer. Ulaşım süresi daha kısa. Avrupa’daki bir olaya da, Asya’daki bir olaya da yakınsınız. Ortadoğu zaten yakın.

Associated Press’in Türkiye’deki ödüllü muhabiri Burhan Özbilici

Alaylı gazetecilerin lisans mezunu gazeteciler tarafından küçümsendiği, ciddiye alınmadığı söyleniyor. Meslekte alaylı bir gazeteci olarak bu durumun gerçeklik payı nedir?

24 yıldır bu meslekteyim, hiç böyle bir şeyle karşılaşmadım. Bizim meslek iletişim işi. İletişim eğitimi alarak işe başlamak önemli. Bir adım önde gidiyorsunuz işe ama bu yeterli değil. Bunun üzerine bir şeyler koyabilirseniz siz varsanız. Baktığınız zaman dünyadaki -yaşayan- en iyi basın fotoğrafçısı, James Nachtwey mimarlık mezunu. Benim bu zamana kadar çalıştığım yöneticilerimden çok azı iletişim mezunuydu. Kendini ve bu mesleği bilen birisi böyle bir şey yapmaz.

Burhan Özbilici Türk fotoğrafçı. Associated Press’de foto muhabirliği yapmaktadır. 19 Aralık 2016 tarihinde meydana gelen Andrey Karlov suikastı olayında katili ve maktülü aynı karede çektiği fotoğraftan dolayı Yılın Dünya Basın Fotoğrafı ödülünü kazanmıştır.

ŞANS KARŞINIZA ÇIKMIYOR, ŞANS KAPI ÇALMAKLA ALAKALI

Gazetecilik alanında her yüz kişiden 20’si işsiz kalıyor. Hem lisanslı adayların hem sahadaki adayların çokluğunu göz önünde bulundurursak rakamlar çok yüksek. Sizce bunun sebebi nedir ve bu durumu engellemek için neler yapılabilir?

İnsanların geldiği koşullar, ekonomik zorunluluklar insanları daha garantili işlere zorluyor. Eğer bir gazetede çalışırsa riski var. Başarılı oladabilirim olamayadabilirim. Başka meslekleri seçen çok fazla iletişim mezunu var. Eğer bu işi yapmak istiyorsanız, risk almanızı öneririm. Türkiye, basın sektöründe öyle bir geriye gidiyor ki, bir yerden sonra duracak ama çünkü, bu şekilde gitmez. Bakıyorsunuz başkentte sadece bir temsilcisi olan tiraji ilk yirmide olan gazeteler var. Bu sistem yürür mü, tabii ki yürümez. Elbette değişecek. Ekonomik bir sıkışma, dinamik bir nüfusun hızla artmasını kontrol edememe hali… Bilmiyorum, ben kendi çocuğum için iyi bir eğitim alsa bile ne yapabilecek diye düşünüyorum. İnsanların biraz da kendilerini hazırlaması gerekiyor. Biraz da insanın kendisinde ne yapabileceği.. Şans karşınıza çıkmıyor, şans kapı çalmakla alakalı.

Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütünün 2017 yılı için yayınladığı Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde Türkiye 180 ülke arasında 155. sıraya kadar indi ve ciddi bir tehlikeyle karşı karşıya.  Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Kabul etmek mümkün değil. Ne bu uygulamayı kabul edebiliriz, ne bizim bu duruma düşürülmemizi kabul edebiliriz. Türkiye bunu hak eden bir ülke değil çünkü. Fakat bu medyadaki tekelleşme, tek bir ağızdan hareket etme hali.. Medyada muhalif kalmadı ki. Medyadaki durum, tekel var. En büyük sıkıntı bu.

Bu durumu nasıl çözebiliriz?

Ülke olarak daha demokratik ve daha birbirimizi tanımaya, hoşgörülü olmaya başladığımızda bu durum çözülecektir. Bu bir süreç.

Ayrıca Çağdaş Gazeteciler Derneği’nin (ÇGD) 2017 için yayınladığı raporda gözaltına alınan 318 basın mensubundan 103’ü tutuklandı, toplamda bin 404 basın mensubu işten atıldı ve 624 basın kartı iptal edildi.  Hal böyle iken, sizin bu konudaki fikriniz nedir?

Burada gazeteci, yaptığı iş, mesleği, fikri yüzünden tutuklanıyorsa bu başka bir durum ama başka faaliyetlerde de yer alıyorsa bu da başka bir durum. Bugün Bylock Fetö’nün net delili. Bugün Fetö delili ile tutuklanan gazeteciler, öğretmenler var. Ben o darbe gecesini yaşayan bir insan olarak, uçaktan üst rütbeli bir subay aklını kiraya verip bana bomba atabiliyorsa, buna asla karşı durmam. Fetö ile alakalı hiçbir şeyi savunamam, arkasında da durmam. Diğer yandan tutuklu gazetecilerin içinde mesleki fikirleri yüzünden tutuklanan gazeteciler de var. Mesela Ahmet Şık, Enis Berberoğlu. Diğer tarafta da asla kabul edemeyeceğimiz birçok tutuklu var. Bunu kurumsal olarak da savunamam, mesleki olarak da savunamam.

Son olarak, Uluslararası alanda birçok fotoğraf yarışması oluyor ve Türkiye yarışmalardan son yıllarda büyük ödüllerle dönmeye başladı. Sizce ödül sayısındaki rakamlar tatmin edici düzeyde mi yoksa artırılması gerekiyor mu?

Türkiye’de basın fotoğrafçıları alanında bu soruyu değerlendirecek olursam, geçtiğimiz sene World Press Photo’u bir Türk kazandı: Burhan Özbilici. Türkiye’de ne kadar yankı uyandırdı? Türkiye’de  Pulitzer ödülü kazanan bir tek foto muhabiri var, adı Murat Sezer. Kaç kişi adını biliyor? Türkiye’de iki yıl üst üste World Press kazanan Emin Özmen var, Bülent Kılıç var. Sanat fotoğrafçılığı işi belki daha renkli geliyor ama dünyadaki etkiyi basın fotoğrafçıları uyandırıyor. İnanın Türkiye’deki birçok kişiden daha fazla Burhan Özbilici’nin ismini yurt dışında biliyorlar. Bizim ödüllerimiz gayet tatmin edici rakamlarda fakat sorun medyada. Ünlü bir kişinin portresini çekince, yarısına Photoshop yaparak ilgiyi o alana kaydıran medya, diğer yandan gerçekten başarıları takdire şayan 6 bin kişinin katıldığı bir yarışma medyada ne kadar yer buluyor. Medyanın aşağı çekme işi işte..

(İG-BNY)

CEVAP VER