TEDAVİ İÇİN TÜRKİYE’YE GELİYORLAR

0
273

Son yıllarda artan sağlık turizm hareketliliğinde, Türkiye, kaliteli hizmet, yatırımlar, coğrafi konumu ve eğitimli insan gücüyle bir kavşak noktası haline geldi.

Antalyapost.net muhabiri Sıla Türkü Koyun, sağlık turizminin şuanki durumu ve geleceğine ilişkin Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Bülent Aydınlı ile konuştu.

-Hocam işin içinde hem sağlık var hem turizm. Sağlık turizmi nedir?

Herkes ilk önce turizm sağlığını anlıyor ilk başta. Ancak bu yanlış. Çünkü yurtdışından gelen hastaları burada en iyi şekilde tedavi edip, ülkemize gelir kazandırarak, hastaları evlerine  memnun bir şekilde gönderdiğimizde sağlık turizminden bahsetmiş oluruz. Ancak bizim şuan yaptığımız, ülkemize turist olarak gelmiş hastaların sağlığına bakmak.

Yabancı hastalar Türkiye’yi neden tercih ediyorlar? Fiyat ve sağlık hizmeti kalitesini nasıl buluyorlar?

Kesinlikle iyi buluyorlar. Bir kere ücret yönünden ve coğrafi yönden çok cazip bir noktadayız. Bunun dışında Antalya bu cazibenin tam merkezinde. Çünkü turizm altyapısı hayli müsait bir şehir. Bunun için bizim sağlık turizminde yapmamız gereken iyi organize olup sağlık yönünden memnun etmek. Çünkü diğer yönlerden memnun olacaklardır. Özellikle ücret konusunda bir şeyler söyleyebilirim. Şu anda Amerika’da karaciğer nakli yaptırmak istiyorsanız 180 bin dolar ama bizim aldığımız ücret her şey dahil paket içinde 100 bin lirayken yeni yeni 120 bin lira oldu. Böbrek içinse 60 bin lira. Bizim yaptığımız canlı vericili nakiller özellikle Amerika’da ve Avrupa’da yok. Zaten yurtdışından gelen birine kadavradan nakil yapamazsınız. Kendi vericisiyle gelmeli bu hastalar. Böylece, neredeyse üçte biri fiyatına çok daha fazla kaliteli ve güvenli bir ortamda hizmet alacaklar.

Sağlık Bakanlığımız organ naklinde çok önemli adımlar attı. Biz de üniversite olarak bu konuya çok önem veriyoruz. Ama daha fazla çalışmamız, standartlarımızı oturtup buna göre gitmemiz lazım. Bu da bir şekilde hasta çokluğu ve devamlılığıyla olacak bir şey.

Hasta çokluğu ve devamlılığı diyoruz. Peki biz en fazla hastayı nereden ve hangi branşlardan alıyoruz?

Türkiye en çok hastayı plastik ve rekonstrüktif, yani estetik cerrahide alıyor. Göz cerrahisi de önemli. Organ nakli de belki Antalya için çok fazla değil ama İstanbul’da yabancı hastalara çok fazla organ nakli yapqılıyor. Diş tedavileri de aynı şekilde. Ayrıca biliyorsunuz ki estetik cerrahide çok değerli hocalarımız var. Türkiye’de ve dünyada ilk yüz ekstremite, yüz ve rahim nakillerini yapan hocalar bunlar. Bunların önderliğinde daha nice bambaşka şeyler yapılabilir. Hastaları da en çok Türk Cumhuriyetleri’nden çekiyoruz.

Nijerya’dan gelen sağlık turisti, Ali Mazamali

Guinness’le tescillenmiş bir başarı da hakim aslında. Biz 2013 yılında bir ilke imza atarak ‘1 saatte en fazla organ bağışı rekor denemesinde Çin’deki 474 kişilik rekor bin 981 kişi ile kırıldı. Peki siz Türkiye’nin bu başarısını neye bağlıyorsunuz?

Çünkü ülkemizde bir güven ortamı hakim. Adli olarak organ alıp satmayı ilk yasaklayan ülkelerdeniz. Organ bağışları çok sıkı denetim altında. Bu yüzden bazıları nakilde donör sıkıntısı çektiği için üçüncü dünya ülkelerini seçip yanlış donörlerden ameliyat yaptırmaya çalışırlar ama bu ülkemizde kesinlikle yasak. Ülkemize gelenler biliyorlar ki  sıkıntıya girmeden verdiği ücretin karşılığını alacak ve sağlığına kavuşmuş bir şekilde geri dönecek. Biz sadece fiyat stratejimizi çok iyi belirleyip Antalya’yı da iyi sunduğumuz takdirde önümüzde kimsenin duramayacağını düşünüyorum.

Biz Türkiye’yi cerrahi ve rehabilitasyon hizmetleriyle harmanlarsak ilk onun içine koyabiliyoruz evet ama aslında kapasitemiz bundan çok daha fazlasına elverişli. Bu bağlamda Türkiye’nin gelişim potansiyelinde eksik ya da zayıf yönleri neler?

Yani tabi biz Türküz, kayıt tutmakta çok ciddi sıkıntılarımız var. Belki yaptığımız çok çok iyi işleri yansıtma problemimiz var. Çünkü gerçekten dünya çapında cerrahlarımız, onkologlarımız, doktorlarımız var ama biz yaptığımız şeyleri gerçekten yazarak çizerek yayın haline getirerek dünya literatürüne sokmadığımız için bu bilgiler anca kendimize kalıyor. Biz bizi biliyoruz ama dışarıdaki bizi bilmiyor. Bence biz bunu aştığımız zaman zamanla daha iyi bir pozisyona geçeceğiz. Çünkü gerçekten altyapımızda hiçbir sıkıntı yok ama biz bunu gösteremiyoruz. Bunu göstermemiz kendimizi tanıtabilmemiz lazım. Bu da güvenle olacak bir şey. Güven de hasta geldikçe sağlanacak bir şey tabi ki.

O zaman bizim yapabileceğimiz en önemli şey her bölgeyi kendi alanında markalaştırıp teşvik etmek. Peki Türkiye teşvik etmek konusunda yeterince farkında mı?

Bence farkında çünkü biz şuanda bir proje yürütüyoruz ve yetkililerimiz desteklerini esirgemeyeceklerini düşünüyorum. Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı bazında bir proje düzenlenmişti ve Valimiz de buna ön ayak oldu diye biliyorum.  Çünkü sağlık turizmi açısından kendisi söylemişti bu ajansa her şeyin yapılabilmesini. Biz de bu bağlamda tüm yetkililere, belediye başkanımıza, ilimizin önde gelenlerine çok teşekkür ediyoruz. Sayın rektörümüz de bu konuda oldukça duyarlı ve teşvik eden bir kişi. Onların önderliğinde bizim de çalışmamızla umarım daha güzel pozisyonlara geleceğimizi ümit ediyorum tabi bir de ülkemizin biraz daha stabil olması gerekli.

Peki hocam biraz da hekimlik yönünüzden çıkıp idareci yönünüze değinmek istiyorum. Sizce sağlık turizminin ekonomide ve kalkınmada rolü nedir?

Aslında gerçekten çok fazla. Bizim öncelikle şunu örnek vermemiz gerekli. Ülkemizdeki özel kuruluşlar bunu çok iyi değerlendiriyorlar. Bazen yurt içinden hiç hasta almasalar da bunu çok iyi döndürebiliyorlar. Dediğim gibi para politikanızı çok iyi düzenleyip, standartlarınızı çok iyi koyarsanız ve hastalarınıza sahip çıkıp ülkelerine gayet mutlu bir şekilde gönderirseniz onların hasta getirmeme gibi bir ihtimali yok. Bizim eksik olan yönlerimizden biri de profesyonellik. Biz her işte olduğu gibi bu işte de amatör düşünüyoruz.  Belki devletimizde bu profesyonelliğin önünü açabilirse çünkü biz özellerde olduğu gibi kamu kuruluşu olduğumuz için aracı kurumları kullanamıyoruz. Bunların önü açılarak bizi daha iyi standartlara getirerek aşılabilir diye düşünüyorum.

(STK-BNY)

CEVAP VER