KENDİ TİYATROMU KURMAK İSTİYORUM

0
289

B. Eylem AYDOĞAN

Antalya Şehir Tiyatrosu oyuncusu Çağdaş Çobanoğlu; 27 yaşında, Antalya Devlet Konservatuarı Oyunculuk mezunu genç ve yetenekli bir isim. Aynı zamanda kurucularından olduğu Antre Sahne’de doğaçlama dersleri de veren Çobanoğlu ile mesleği ve hedefleri hakkında kısa bir söyleşi yaptık.

 Oyunculuk serüveninizin nasıl başladığını öğrenebilir miyiz?

Ortaokul ve lise dönemimde, teatral anlamda birçok etkinlikte yer aldım. Lise son sınıfta çok değerli Edebiyat öğretmenim beni okul tiyatrosuna aldı, bana şans vermiş oldu. Ondan sonra konservatuar için araştırmalar yapmaya başladım, böylece başlamış oldu.

Çağdaş Çobanoğlu

Genelde konservatuar söz konusuysa aileler çok sıcak bakmıyorlar, sizin aileniz nasıl karşıladı bu kararınızı?

Ben 11 yıl önce bu kararı verdim, benden önceki dönemlerde büyüklerim, üstadlarım tabii ki daha büyük sorunlarla karşılaşmıştır ama benim dönemimde de konservatuar çok hoş görüyle karşılanan bir bölüm değildi. O yüzden ailem başta yadırgadı, geleceğimle ilgili kaygıları vardı çünkü ‘Ne yapacaksın, nasıl iş bulacaksın’ gibi. Ama kararlıydım, bunun için çalıştım, fedakarlıklar gösterdim. O zaman onlar da inandılar, desteklemeye başladılar, daha güzel bir süreç oldu öyle tabii. Hala desteklemeye de devam ediyorlar.

Peki şu an mesleki anlamda olmak istediğiniz yerde misiniz?

Şu an Antalya Şehir Tiyatrosu’nda oyunlarda yer alıyorum, Antre Sahne’de Antalya’da her yaştan insanın sanatla iç içe olabildiği bir yer hazırlamaya gayret ediyorum. Sanırım evet, şu an için istediğim yerdeyim. Özellikle mesleğin bize sunduğu imkanlara bakarak ‘Şükür’ diyorum, güzel bir noktadayım.

İleriye dönük hedefleriniz var mı? Kamera önü oyunculuk düşünüyor musunuz?

Şimdi oyuncu olmayan insanların bile ünlü olma hayali var, benim nasıl olmasın? Ünlü olmak asıl hedef değil, olursa güzel olur orası ayrı… Ama benim asıl hayalim, hedefim başka tabii. Ben kendi tiyatromu kurmak istiyorum, bu gerçekleştiğinde mutlu olurum. Bir Ferhan Şensoy, Yılmaz Erdoğan, Müjdat Gezen, Nejat Uygur gibi. Bu isimler Türk tiyatrosuna yön vermiş isimlerdir. İyi oyunculuk- kötü oyunculuk göreceli kavramlardır ama ben kendi tiyatrosunu kurup tiyatro yapan insanlara çok saygı duyuyorum, onlar benim için gerçekten çok büyük insanlar. Türkiye için de çok büyük insanlar, Türkiye şartlarında özel bir tiyatro kurup bunu ayakta tutmak zor iştir.

Türk tiyatrosunu nerede görüyorsunuz?

Türk tiyatrosu batıya özenmedikçe, özünü korudukça çok güzel yerlere gelecektir. Tabii ki batı metinlerini de önemsemeliyiz, onları da oynamalıyız ama özenti boyutuna gelmemeli. Bizim insanımızın komiği, bizim insanımızın duygusallığı bambaşka bir şey ve bunu ancak Türk tiyatrosu ayakta tutup topluma yansıtabilir. Biz özümüze dönük, kendi milli benliğimize uygun geleneksel Türk tiyatrosunu da yaşatmalıyız. Shakespeare de oynamalıyız, Şinasi’nin Şair Evlenmesi’ni de oynamalıyız. Nazım Hikmet de oynamalıyız, Necip Fazıl da. Moliere de olmalı, Güngör Dilmen de olmalı… İngilizler, Fransızlar bugün tiyatroda iyi yerlere geldilerse önce kendi değerlerini korudukları için geldiler.

Bugüne kadar oynadığınız karakterlerden hangisini kendinizle daha çok özdeşleştirdiniz?

Bugüne kadar oynadığım oyunlar içinde en severek oynadığım Anton Çehov’un Vanya Dayı oyunu, Vanya karakteridir. Vanya’yı kendime çok yakın gördüm, çok benden biriydi. Emekleri, çabaları boşa gitmiş bir adamı anlatıyordu. Onun dışında çocuk tiyatrosuyla çok ilgileniyorum, Keloğlanı oynamıştım ve çok severek oynamıştım. Keloğlan zaten bizden biri, özdeşlik kuramamak mümkün değil.

(BEA-BNY)

CEVAP VER