MOTOSİKLETLERE DİKKAT EDİN

0
276

Alperen COŞKUN

Son yıllardaki motosiklet sayısıyla birlikte motosikletlerin karıqtığı trafik kazalarının da arttığı., Antalya’da bu yılın Ocak-Mayıs döneminde 11 bin motosiklet kazası meydana geldiği bildirildi.

Antalya, nüfusa oranla en fazla motosiklet olan bir kent. Bunun bir sonucu olarak da en çok motosiklet  kazası olan şehirlerden. Antalya’da bir dönem mesleğini moto-kuryelik yaparak kazanan, PARS Motosiklet Grubu’nun Başkanı İbrahim Kayışlıoğlu motosiklet kullanımı, kazalar ve yapılması gerekenleri Antalyapost.net’ten Alperen Coşkun’a anlattı.

Yaptığınız iş ve kendinizle ilgili bilgi verebilir misiniz?

Şu an özel bir şirkette çalışıyorum. Ama bundan birkaç ay öncesine kadar moto-kuryelik yapıyordum. Toplamda üç sene ve 80.000 kilometre kuryelik tecrübem var.

Hiç kaza yaptınız mı, yaptıysanız nasıl oldu ?

Dediğim gibi uzun süre motosiklet kullandım ve sizin de tahmin edeceğiniz üzere acı, tatlı birçok tecrübem oldu. Çalıştığım yer bir pizzacıydı ve siparişi belli bir zamanda götürmek zorundaydık. Hiç unutmam, bir gün yerler kaygan olduğu için motorum kaymıştı ve kaza yapmıştım. İnsanların yanıma toplandığını ve bana yardım etmek için uğraştıklarını hatırlıyorum. Ancak ben bir yerimde kırık veya çıkık olmadığını gördüğüm zaman hemen motoruma koşmuştum. Siparişlerin geç kalmaması gerekiyordu çünkü. Bu anlattığım kaza, şu anda stadın olduğu kavşakta olmuştu.

Bir diğer yaşadığım kaza ise, otogar tarafında olmuştu. Bu sefer dönüş yolundaydım, bir yüküm yoktu yani. O yüzden acelem yoktu ve hızlı da değildim. Kurallara uygun bir şekilde giderken arkamdan gelen araç bana çarpmıştı. Ben ne olduğunu anlayamadan kaçtığını hatırlıyorum, o kadar.

Antalya motosiklet sayısı bakımından ilk sıralarda yer alıyor.

Peki hiç yollar, şoförler ya da özellikle Antalya’nın kendi yapısı yüzünden bir tehlike atlattınız mı ?

Evet, hatta hala yaşıyorum ve yaşıyoruz. Moto-kuryelik yapmasam  da hala bir motosiklet kullanıcısıyım. Özellikle refüjlerdeki çimlerin sulanması konusunda çok şikayetçiyiz. Tabii ki de ‘Çimler sulanmasın’ demiyoruz ama çimler sulanırken yollar da ıslanmasın. Sonuçta iki teker üzerinde gidiyoruz ve bizim için en küçük bir tehlike sakatlık ya da ölüm demek. Zaten yollarımız ıslak olmasa bile çok kalitesiz. Bu da lastiğin yere tutunmasını engelliyor. Dört tekerlekli bir araçta lastiklerin kayması, sadece küçük bir panik yaratır. Bizimse böyle bir durum karşısında hiç şansımız yok.

Yollar ve sulama bir şekilde çözülse bile, maalesef çözülmesi çok zor olan sorunlarımız da var: İnsanlarımız. Özellikle otobüs ve taksi şoförleri neredeyse bizi öldürmek için can atıyorlar. Bunların yanında, bir de modifiyeli ve gürültülü arabalarıyla trafikte akrobasi yapan gençler var. Motosikleti, bisikletle karıştırıyorlar. Bizim yavaşlamamız veya durmamız çok çabuk olmuyor.

Peki çözüm önerileriniz nelerdir ?

Öncelikle yolları değil, çimenleri sulasınlar. Yollar büyümüyor çünkü. Ve her şeyden önemlisi bizi fark etsinler. Bizler yemek taşıyoruz, ilaç taşıyoruz. Motosikletli polislerimiz var, ambulanslarımız var. Biz de trafikteyiz ve haklarımız var.

(AC-BNY)

CEVAP VER