”BEYAZ BASTONUMUZ BİZİM KİMLİĞİMİZDİR.” 

0
339

Selin PİRAYE

Antalya Altı Nokta Körler Derneği Başkanı Cemal ÇAKAR: ”Antalya’da görme engellilerin en büyük sorunları sinyalizasyon sistemindeki problemler, engelli yürüyüş yollarının kullanışsız olması ve beyaz bastonumuzun medikal ürün sayılmaması.” 

 

-Biraz kendinizden bahseder misiniz? 

Ben Cemal Çakar, 23 Eylül 2017’de Antalya Altı Nokta Körler Derneği Antalya dernek başkanı seçildim. Derneğe dokuz yıl önce girmiştim. Zaten beş yıldır da dernekte ikinci başkandım ve şube sekreterliği görevim vardı. Daha sonra arkadaşlar beni layık gördüler ve tek liste ile başkan seçildim. Kendimden bahsetmem gerekirse 1956 Zonguldak doğumluyum. Emekliliğime kadar orada yaşadım. Emekli olduktan sonra Antalya’ya yerleştim. Yaklaşık on yıldır da Antalya’da yaşıyorum. 

-Antalya’da yaşayan görme engelli birey sayısı ve dernekte bulunan görme engelli birey sayısı hakkında bilgi varsa paylaşır mısınız? 

Altı Nokta Körler Derneği olarak bizim toplam üye sayımız 450. Ancak Antalya’da yaşayan görme engelli sayısını soracak olursanız bu sayı epey fazla. Ülkemizde her on kişiden birinin bedensel veya zihinsel engelli olduğu düşünülürse Antalya’nın nüfusu da 1 milyonu aşkın olduğuna göre bu sayıyı ancak tahmin edebiliriz. Net bir şey söylemek doğru olmaz. 

”Uzayı yeniden keşfetmemize gerek yok var olan sesli uyarı sistemini kullansak yeter.” 

-Antalya’da yaşayan görme engelli bireylerin en önemli 3 sorunu nedir? 

Çok isabetli bir soru yönelttiniz. 2009 yılında Altı Nokta Körler derneği Antalya şubesi olarak Türkiye’de ilk kez yapılan bir projeyi Antalya Büyük Şehir Belediye’si ile iş birliği içerisinde hayata geçirdik. Bu proje sesli sinyalizasyon sistemi projesiydi. Yani otobüslerde sesli sinyalizasyon sistemlerinin olması kavşaklardaki sesli sinyallerin olması projesi. Hatta biz dernek olarak bundan birkaç yıl önce  Bünyamin isminde bir arkadaşımızı şehit verdik. Daha üç  dört ay önce de Sütçüler kavşağında Mehmet Kalkan isminde bir arkadaşımızı şehit verdik. Niçin şehit verdik? Antalya’nın alt yapısının olmayışı kavşaklardaki sinyallerin olmayışı.. Hele otobüslerdeki sinyal sisteminin olmayışı sebebiyle biz çok zaman kaybediyoruz. Otobüslere bindiğimizde örneğin tıp fakültesinde ineceğimizi söylüyoruz fakat bizi çok yanlış yerlerde indirdikleri oldu. Devlet hastanesine gidecekken Tıp Fakültesinde bizi indiriyorlar. Böyle olduğunda bizim o günümüz ziyan oluyor ve o gün olan doktor randevumuzu kaçırıyoruz. Bu yüzden ilk maddemiz kesinlikle trafikteki sinyalizasyon sisteminin yetersizliğidir. Bu sistemi bir türlü oturtamadık. Biz bu projeyi Ankara İstanbul İzmir gibi şehirlerden çok daha önce 2009 yılında hayata geçirdik ancak hala sistem tam manasıyla kullanılamıyor. Yakında olacak diyorlar ama bekliyoruz bakalım.  

2. büyük sorun olarak, vatandaşların ve esnafın görme engellilerin yürüyüş yollarını kapatması diyebiliriz. Halkımıza yollarda bizler için ayrılan baston yolunda yürümemeyi öğretemedik ne yazık ki  sarı şerit halindeki yolların görme engelli yolu olduğunu bir türlü anlatamadık. Bir proje kapsamında 10 bin kitapçık bastırttık , halka dağıttık paneller yaptık halka bunu anlatmak için. Geçenlerde Işıklar caddesinde gezmek istedim yanımda da bir televizyon programından da birini yanıma aldım. Halka beraber sorduk, bu yerdeki sarı çizgiler ne anlama geliyor dedik. Kimi dedi ki gaz yolu kimi dedi elektrik yolu  kimi dedi internet yolu üzüldük tabii ki. Demek ki biz halkımıza o yolun görme engellilerin yolu olduğunu anlatamamışız. Yollarda görüyorsunuz tüm araçlar kaldırımlara park ediyor, park ettikleri yer görme engelli yolu. eskiden bu araçların camlarına bir not bırakıyordum görme engelli yoluna park ettiniz telefon numaramız bu  bir daha böyle park etmeyin diye  ancak şimdi sistemi değiştirdim ve bir kart bastırttım camlara bu kartı bırakıyorum. Bu kartın bir tarafında benim adım soy adım telefonum var diğer tarafında ise ”Değerli sürücü, görme engelli yoluna aracınızı park ettiğiniz için çok teşekkür ederiz.”  Çünkü zaten görme engellinin yeterince engeli yoktu bir de siz bizi engellediniz demek istiyorum ve bu şekilde  çok iyi geri dönüşler de alıyorum. Bakıyorlar insanlar araçları görme engelli yolunda, bize telefon ediyorlar  ve özür diliyorlar. Daha önceden tepki gösteriyorlardı. Şimdi gerçekten daha duyarlılar. Ancak esnaf arkadaşları hala engelleyemiyoruz esnaflar hala mallarını yollarımızda sergiliyorlar. Söylediğimizde ise sizin başka yürüyecek yolunuz mu yok diyorlar bu laf karşısında bize de diyecek hiçbir şey kalmıyor.  Onları Allah’a havale ediyoruz. 

Kendi kendime şöyle bir slogan ürettim bu olayların üzerine ; ”Bu dünyada bütün yollar sizin, dağlar taşlar sizin her taraf sizin, görme engellinin bir on santimlik yolu var müsaade edin bu on santimlik yoldan da biz yürüyelim!”  İnşallah bunları panellerle eylemlerle aşacağız. 

3.problem olarak sağlık ile ilgili. Engelimizden dolayı kullandığımız bastonu devlet bize temin etmiyor. Beyaz bastonumuzu alabilmek için o kadar büyük uğraş veriyoruz ki. Devletin bu bastonu medikal cihaz olarak kabul etmemesine daha ne kadar dayanabiliriz bilemiyoruz. Dernek olarak da bu konuda çok sıkıntı çekiyoruz. Üyelerimiz bastonları kırılınca geliyorlar normalde bir bastonun mekanik ömrü zaten 6 ay ancak bu 6 ay dolmadan da sokaklarda bastonlarımız zarar görebiliyor. Ne ile karşılaşacağımızı bilmeyince  bastonlarımızı koruyamıyoruz  ve ortalama baston ömrü 1-2 aya kadar düşüyor. Bunun için maddi destek görmüyoruz ve sıkıntı çekiyoruz. Bastonumuzun bize devlet tarafından ücretsiz olarak verilmesini istiyoruz. Sizler nasıl evden kimliğinizi almadan çıkamıyorsunuz bastonumuz da bizler için  kimlik kadar önemli. Markantalya alışveriş merkezi civarındaki yürüme  yollarımızın tam ortasında postanenin logar kapakları var.  Geçtiğimiz günlerde az kalsın bir arkadaşımızı bu kapağın açık kalması sonucunda kaybediyorduk. Deliğe düşüp İki kolundan asılı kalan engelli arkadaşımızı aşağıdaki işçiler tuttular. Türkiye’de zaten bu görme engelli yolları bilinçli şekilde yapılmıyor. Yapmış olmak için yapıyorlar. Biz her zaman belediye başkanlarına gidip bu sistemleri yaparken bizlerle de görüşüp fikir ve destek almalarını söylüyoruz. Örneğin bankalar caddesinde de bu yol zikzaklar çizerek yapıldığı için biz Dansöz Asena gibi dans ediyoruz oradan geçerken. Büyükşehir belediyesindekiler de Konyaaltı belediyesindekilere de soruyorum hiç  mi aklınıza gelmedi bir görme engelliye bu yolu test ettirmek diyorum. 

Belirttiğiniz sorunların çözümleri için Büyükşehir Belediyesi ilçe belediyeleri valilik Antalya barosu ve buna benzer diğer kurumlar ne gibi çalışmalar sürdürebilirler? 

Baro ve valilik ile hiçbir işimiz olmaz bizim işimiz belediyelerle oluyor, zaten biz belediyelerle düzenli olarak her ay toplantılara katılıyoruz. Diğer engelli dernekleri de bu toplantılara katılıyor. Sağ olsunlar onlar da ellerinden geleni imkanlar dahilinde yapmaya çalışıyorlar. İmkan oldukça yardım edeceklerini söylüyorlar. Altı Nokta Körler Derneği 1950 yılında kurulan bir dernek olarak 67 yıldan beri hak eksenli bir dernek olarak engellilerin hakları için mücadele ediyor. 2005 yılında çıkan engelli yasasında derneğimizin katkıları çok büyük. Bizim mücadelemizin karşılığını verenlere de buradan teşekkür ediyoruz. 

Peki belediyelerden bir şey isteyecek olsanız ne istersiniz beklentiniz nedir? 

Alt yapı sorununun çözülmesini istiyoruz. Turizm kenti olan Antalya’ya görme engelli bir turist geldiğinde uçaktan indiği andan itibaren yardımsız şekilde oteline gidebilmeli. Otelinde rahatlıkla tatilini yapıp hiç kimseden destek almadan geldiği yere rahatlıkla dönebilmeli. Biz de  görme engelli yerli halk olarak  sabah evimizde çıktığımızda otobüse rahatlıkla binebilmeliyiz  otobüsün nereye gittiğini bilebilmeliyiz 

‘Karşıdan karşıya geçecek yol yok, sesli uyarı sistemi yok alt geçit yok üst geçit yok bizim arkadaşımız Mehmet Kalkan işte bu yüzden şehit oldu.” 

Devlet yeterli düzenleme yapmamışsa gerekli önlemleri almamışsa bizim arkadaşımızın ölümü kader mi soruyorum sizlere? Arkadaşımızı kaybettikten sonra tutulan raporu inceledik, raporda şoförün engelli bastonunu görmediği yazılmış. 

”Dernek üyemiz işe alınacaklar listesinde 5 yıldır ilk sırada bekliyor.” 

Görme kaybı olan veya tamamen görme engelli olan kişilerin Antalya’daki istihdamı ne durumda? 

9 yıldır bu dernekteyim burada bulunduğum sürede ben toplam 5 kişinin işe girdiğini görmedim. KPSS var atamalar var ancak bu kişiler nasıl işe giriyorlar merak ediyorum. Geçtiğimiz günlerde İŞKUR müdürleri ile görüştüm ve onlara görme engellileri neye göre işe yerleştirdiklerini sordum ve aldığım cevap şu: Zihinsel engellilere ve görme engellilere pek yardımcı olamıyoruz ne yazık ki. Ayrım mı var engelliler arasında diye sorduğumda ise, maalesef var iş veren görme engelli bireylere de sağlıklı insan işi yaptırmaya çalışıyorlar yanıtını aldım. Bir görme engelli santral çalışanı olabilir turizm sektöründe otellerde yapabileceği işler bulabilir ve daha türlü türlü işte çalışabilir ama olmuyor. Burada bir kelime oyunu yapılıyor bu oyun şöyle. İşverenler sıfır kör dediğimiz tamamen kör olan çalışan alıyoruz diyerek gören bireyleri işe alıyorlar ama rapor istiyorlar bu raporlar sağlıklı bireylere de veriliyor artık nasıl veriliyorsa bilemiyorum. Bu yüzden görme engelli istihdamı sıfır diyebiliriz. İşe alınacaklar listesinde birinci sırada olan arkadaşımız var. Kaç yıldan beri birinci sırada biliyor musunuz? Beş yıldır. Tam beş yıldır bekliyor. Sıfır körlerin istidamı sağlanmıyor bu sorunun çözülmesini istiyoruz. Çünkü bu bireyler derneğimizde sosyal yaşamdan tutun da bilgisayar kursuna kadar eğitim alıyorlar. 

Otobüse engelli kişi binince herkes bir  anda uyuyor ! 

Görme engelli bireylerin sosyal hayatta yaşadığı sorunlar neler? 

Otobüste herkes cep telefonuna bakıyor veya dışarıya bakıyor. Özellikle gençler son zamanlarda kulaklarında kulaklık ellerinde cep telefonu seslensek de duymuyorlar. Bunlar bizim gençlerimiz geleceğimiz, büyüğünü sakatını engellisini tanımayan gençlik türedi ülkemizde. Otobüslerde engelliyi gören herkes uyuyor. Bunlar hoş şeyler değil. 

Peki ya hastanelerde durum nasıl? 

Bazı hastanelerde engelli önceliği var bu çok güzel ama örneğin teknolojinin ve ilimin başladığı Tıp Fakültesi hastanesini bizim için en zor hastane. Hastanenin çevresinde ne bir üst geçit var ne bir alt geçit var. Hastaneye ulaşabilmemiz imkansız. Askeriye tarafında otobüsten indiğimizde de üst geçitin asansörü çalışmıyor oluyor. Görme engelli yolu desen zaten yok. Bir gün hastaneye zar zor ulaştım ve  yanlışlıkla profesörlerin asansörlerine bindim ve  bir profesör beni asansörden indirmek için elinden geleni yaptı. Bunlar bizim hocalarımız.. 

”Engelliler olarak ne zaman gideceğimiz yere varmamız gereken saatte ulaşabilirsek o zaman bizim sorunumuz biter.” 

Sağlıklı bireyler görme engellilerin günlük hayatlarını kolaylaştırmak için neler yapabilir? 

Sağlam insanlardan tek bir şey istiyorum. Yolda yürürken bize çarptıklarında bize kör müsün demesinler. Hem çarpıyor hem kör müsün diyor. Evet körüm dediğimde homurdanarak gidiyorlar. Bizim elimizde baston var. Bu baston bizim kimliğimizidir. İnsanlar bizi gördüklerinde engelli olduğumuzu bastonumuzdan anlıyorlar. Böyle olduğu halde bana çarpıp bir de kör müsün diyorsa bir insan ben ona zaten ne diyebilirim ki. Sağlam insanlardan fazla bir şey istemiyoruz. Ayrıcalık değil eşit şartlar istiyoruz. Seyahat edelim pazara gidelim pikniğe gidelim istiyoruz. Çocuklarımızla parka gidelim istiyoruz.  

 Eklemek istediğiniz bir şey var mı? 

İnsanları sağduyulu olmaya davet ediyorum. Engellilere karşı daha yumuşak tavırlı olmalarını istiyorum ancak yardımcı olmak isterken kırıcı olmamaları ve acımamaları lazım.  İnsanların bize acımalarını istemiyoruz ah ah vah vah demesinler bize bu şekilde engellerimizi hatırlatacaklarına sadece empati yapsınlar. 

Çok güzel ve yararlı bir söyleşi oldu. Teşekkürler. 

 

Selin Piraye KULAKOĞLU (20142003040) 

CEVAP VER